KANUNLARA UYGUN HER HAK HELAL Mİ?
Dr. Mustafa Kocaizmirli – 19032026
Mevcut kanunlar, genellikle dini hassasiyeti olmayan, laik yani seküler kişilerden oluşan meclisler tarafından yapılarak uygulamaya konulmaktadır. Yapılan kanunların ve koyulan kuralların hepsinin İslam dinine uygun olduğu söylenemez. Tüm bu kanunlar tarafından kişilere verilen haklar Allah tarafından insanlara verilmediyse, kanun yoluyla elde edilen şeyler helal değildir ve kul hakkına girebilmektedir.
Örneğin, alkollü içki almak, satmak, içmek, ikram etmek vesaire kanunen serbesttir ama Allah katında haramdır. Faiz alıp vermek kanunen serbesttir ama Allah tarafından haram kılınmıştır. Bazı ülkelerde kadınlarla kadınların, erkeklerle erkeklerin anormal ve sapık evlilikleri kanunidir ama Allah haram ve yasak kılmıştır. Sizin bizim gibi ölümlü, aciz, zavallı insanların koyduğu ve uyguladığı yasalar veya anayasalar Allah’ın kanununa aykırı ise imanlı bir müslüman bu yasa veya anayasayı zorla kabul etmek, uygulamak, savunmak zorunda değildir. Kanunlar, kurallar, sistemler, düşünceler, yaşayan veya ölmüş insanlar putlaştırılamaz, bunlar zaman içinde değiştirilebilir, kaldırılabilir, hükümsüz bırakılabilinir.
Ölümden sonraki hayat olan ahirette, büyük mahkemede Allahın kanunlarını uygulamayan, kabul etmeyenlerin, insanların malını, mülkünü, parasını haksız yere yiyen ve çalanların yani kul hakkı yiyenlerin işleri çok zordur, bunların hesabını veremeyecekler. Senin benim düşünceme göre değil, devletlerin insan yapımı kanunlarına göre değil, Allahın kanunlarına göre yargılanacağımızı, hesap vereceğimizi unutmayalım.
” Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir ”
Maide Suresi 44. Ayeti Kerime
Mahkemelerde yargıçların, insan yapımı kanunlarla verdikleri kararlarla ve avukatların insan yapımı, kişiye zulüm eden kanunlarla Allah katında hakkı olmayan bir hakkı alıp, başka birine verilmesi veya verilmesine sebep olunması zulümdür ve kul hakkıdır. Bu kul hakkına ve zulüme sebeb olan mahkemeler, yargıçlar, savcılar, avukatlar, bilirkişiler ve insan yapımı zırt pırt değiştirilen zulüm kanunlarını yapıp uygulamaya koyanların hepsi insanlara haksızlık ile zulüm edip kul hakkı yemektedirler.
Örneğin günümüzde kanunen evliliklerde edinilmiş mallara katılma kuralı uygulanmaktadır. Halbuki İslam dininde evlilikte mal ayrılığı temel prensiptir. Erkeğin malı erkeğin, kadının malı kadınındır. Evlilik boyunca elde edilen mallar, eşlerden birinin katkısı olmasa ve çalışmasa bile boşanma durumunda genellikle mahkemeler tarafından yarı yarıya bölünmektedir. Burada çoğunlukla kadınlar Allah katında kendilerine helal kılınmayan ve verilmeyen mala mülke kanun vasıtasıyla haram bir şekilde çökmektedirler. Bu zulme ortak olan, bu hakkı veren mahkemelerde, hakimlerde, bu yasaları kullanarak haksız ve haram hakkın alınmasına sebep olan avukatlarda bu harama ve zulme ortaktırlar. Avukatlar birde boşanmalarda parası, malı, mülkü çok olan eşten kanun yoluyla daha fazla para kopartmak için diğer eş ile ortaklık, pazarlık yaptıkları da bilinmektedir. Bu avukatların kazandığı para, mal, mülk de ayrıca dinen haram, kul hakkı ve zulümdür. Bu gibi durumlarda Allah tarafından kişiye verilmeyen hiçbir hak helal olmayacaktır.
Örneğin İslam dininde boşanan bir kadının nafakası sadece 3 ay boyunca kocası tarafından sağlanmak zorundadır. Mehir dışında veya varsa sözleşmesi dışında boşandığı kocasından başka hiç bir hak ve menfaat taleb edemez. 3 aydan sonra eski kocası, eski karısına nafaka vermek zorunda değildir. Erkek ise İslam dinine göre boşandığı kadından hiçbir şekilde nafaka alamaz. Kadının veya erkeğin kanun zoruyla ömür boyu aldığı nafaka ve diğer bütün mal, mülk, paralar haramdır. Evlenirken dinen uygun yerlerde çalışmak için kocasından izin almadıysa ve şart koşmadıysa, evlilik içinde çalışmasına izin verilmediği için sözde çalışamama kaybı tazminatı da boşanırken isteyemez ve haramdır. Erkek ise evlilik içerisinde kendi mevcut ekonomik koşulları içerisinde, toplum ortalamasında karısının varsa çocuğunun yeme, içme, giyinme ve harçlık gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Boşandıktan sonra ise erkek, reşit olana kadar sadece çocuklarının nafakasını sağlamak zorundadır.
Zaten kişinin kadın olsun, erkek olsun boşandığı bir kişi, boşandıktan sonra tamamen yabancı bir erkek veya yabancı bir kadından farkı kalmıyor ki! Yabancı birinden yani elalemden ömür boyu nafaka istemek veya malının mülkünün yarısına kanun yoluyla çökmek ve gasb etmekte ne demek oluyor? Laik, dinsiz, seküler bir düzende yaşıyor olabiliriz ama eninde sonunda Allahın kanunlarına göre hesap vereceğimizi unutmayalım. Ahirette bu laik sistemin zulüm kanunlarının hiçbir hükmü yoktur ve sizide, bizide laiklik veya bu kanunları yapanlar koruyamaz unutmayalım!
Ben şahsen kendi kızlarıma da söylüyorum. “Hiçbirinizin evlendikten sonra boşanmanızı istemem. Evlenirken gözünüzü dört açın, evlendiğiniz zamanda ikisini kapatın. Herşeyi görmeyin, duymayın, araştırmayın. Boşanmanız için dinen gerekli sebep yoksa boşanamazsınız. Boşanma gerekli ise de elalemin adamından, eski kocanızdan mehiriniz ve ortaklaşa aldığınız şeyler haricinde, kanunların verdiği ama haram olan hiç bir şeyi mal, mülk, para, nafaka istemeyin ve almayın yoksa babalık hakkımı da helal etmem diye uyarıyorum” Genede yaparlarsa evladımda olsa herkes kendi hesabını kendi verecek. Ben uyarma ve tebliğ görevimi yerine getiriyorum.
Sonuç olarak eğer Allah cc’a inanıyor ve korkuyorsanız; iş, sosyal, ticari ve evlilik hayatınızda Allahın size vermediği hiçbir hakkı, malı, mülkü, parayı ve menfaati kanunlarla alıp gasp etmeyin. Ahirette bunun hesabını veremeyeceğiniz gibi çok büyük ve şiddetli Cehennem azabının da sizi ve bizi beklediğini unutmayalım! Uyarılarım sadece Allah cc’undan korkan, ahirete inanan mümin kadın ve mümin erkekler içindir. Zaten, Allah’tan korkup kendini bilenler boşanma söz konusu olduğunda bu konuya oldukça fazla dikkat edip karşı tarafın hakkını yememeyi, haramlardan kaçınmayı hassasiyetle uyguluyorlar. Müslümanların dışındaki kişiler ise bu yazdıklarımı dikkate almasınlar. Umarım faydalı bir uyarı yazısı olmuştur.
“Şüphesiz her şeyin en doğrusunu yüce Allah cc. bilir.”
Dr. Mustafa Kocaizmirli 19032026.

